Merhaba! Nasılsınız? Umarım iyisinizdir. Ben de mehmetçik olarak ilk durum analizimi paylaşmak istedim.

Yaklaşık bir buçuk aydır ahvalimden ailemden başka kimseye söz etmedim. Öncelikli olarak bunu belirteyim. Çiftlik gibi küçük bir karakolda kalıyoruz. Her yer yemyeşil… Tavşanımız, tavuğumuz, güvercinimiz her şeyimiz var. Selimiye Camiinin muhteşem manzarasına karşıyız. Arkamız da kilisenin çan sesi duyulsa da güzel duygular hissedediyoruz.

Rahatlamanız için değil de gerçekten söylüyorum ki, halim ve ahvalim yerinde, rahatım… Arkadaş çevrem çok iyi, unutamayacağımız anılar yaşadığımızı hissediyorum. Yemeklerimiz de çok iyi… Şu anlık zamanımız eğitim ve sporla geçiyor… Acemi birliğinde beş kilo almıştım sanırım bu şimdiye on kiloyu bulmuştur. Sanırım askerlik bana yarıyor… Ve burayı seviyorum.

Geçen hafta ailemden kışlık eşyalarımı istemiştim. Eşyalarımı yoklarken sanki evime gidip geldim. Babam içine bir avuçta ceviz doldurmuş. Tadı o kadar güzel ki anlatamam… Yol da gelirken bir kaçını yedim. Tadı bu kadar güzel olmasına rağmen insanın sadece izleyesi geliyor. Baba ocağından gelen bir avuç ceviz… Memleket kokan bir avuç küçük dünya… Bazen dünyalara değişilmeyecek bir duyguya dönüşüyor.

Geçen hafta babamla konuştum. Bana şafağımın kaç kaldığını söyledi. İki gün eksik söylemiş olsa da benimle beraber şafak sayan birisinin olması, burada her günün hesabını yaparken dışarı da bir bekleyenin olması tarif edilemez bir duygu… Her akşam yastığa başını koyduğun da seni düşünen birilerinin olduğunu hissetmek tarif edilemez bir duygu… Bir bekleyeninin olması…

Şimdilik bu kadar… Şimdi gidip Burger King’te hamburger yemek gibi bazı prosedürleri uygulamam gerekiyor. Yazacağım bir çok şey var ama bunlar şimdilik geleceğe sakladığım mektuplar da ve kitap taslakların da durmak zorunda… Burada “bir gün gelecek, bir gün kalacak” diyorlar… O gün gelene kadar Allah’a emanet olun. Tekrar görüşmez üzere…

Bu Yazıyı Beğendin Mi?