Breaking News
Home / Dünyanın Kalbi / Dünyanın Kalbi – 4. Bölüm (Bir Gece…) Henüz derecelendirme yok.

Dünyanın Kalbi – 4. Bölüm (Bir Gece…)

Saat gecenin yarılarına doğru ilerlerken mutfağa bağlanan kısa koridorda ki bu kapının ardında ki sır aydınlanıyordu. Odanın onlarca ışığından yüzümüzü bir mum alevindeymiş gibi boğuk görüyorduk. Her şey öylesine güzel olsa da bir insanı bu odaya hapsedebilecek ne olabilirdi hayatında… Ne yaşamış olabilirdi ki bu odaya kapanmış ve çıkmıyordu.

  • “Etkileyici” dedim… “Bu odayı nasıl bu kadar temiz tutabildiğine şaşırdım doğrusu”
  • “Bu odaya abdestsiz girdiğim bir gün bile olmadı… İnsanı temiz tutan şey de abdest değil midir? Bu yüzden hiç kirlenmedi…”
  • “Peki beni neden hiç görmedin şimdiye kadar? Senin için o kadar çırpınmama rağmen…”
  • “Burada olma amacın seni görmem değildi..”

Utancımdan kızarmıştım. Gururumdan ödün vermediğim zamanlardan şu an ki rezil hale nasıl düştüğümü düşündüm. Bunu hemen fark etmiş olmalı ki durumumu hemen toparladı.

  • “Tek sebebi de bu değil tabi…”
  • “?”
  • “Bu odayı babamla dizayn etmiştik. Her milimini düşünerek. O zamanlar bunu sadece çalışma odası olarak planlamıştık. Fakat o geceden sonra her şey değişti.”
  • “Hangi gece?”
  • “Anlatacağım Zeynep… Bir şehrin sokakları ne kadar da kalabalık… Akıp giden binlerce insan… İnsanın neden yaşadığını düşünecek ne kadar çok boş vakti oluyor burada… Hataların, yanlışların, sevmenin, sevilmenin hatta ölümün ötesinde insanın düşünecek ne kadar boş vakti oluyor burada… Hayatımızdan kaybolan yüzlerce insan…

Duvarlarda ki tabloda ki insanları, masanın üzerinde ki çerçeveleri, tavandan sarkan parlayan yıldızların arasında belirip giden onlarca insanın resmini inceledim…

  • “Bunları mı kastediyorsun…”
  • “Milyonlarcasını… Hepsi bir şekilde terk edip gidiyor… Ve ben de artık sevgimi ve duygularımı insana değil hatıralara, bu odaya, dünyanın kalbine beslemeye karar verdim. Ve bu odaya zerre kadar kötü duygunun girmesine izin vermedim.”

Her şeyi artık çok iyi anlıyordum. Bu odanın kapısını çaldığım gece kapının arkasından böyle bir dünyanın çıkabileceğini nasıl tahmin edebilirdim. Neler düşünmüştüm o gece, dünya üzerinde ki saflığın kapısını çalıyormuşum meğer…

  • “Peki ya O gece dediğin?”

Gülümsedi… Gülümsemesinden baştan beri içimden geçirdiğim şüpheyi dilime vurmak zorunda kaldım.

  • “Benim kapını çaldığım o geceyi kastetmiyorsun herhalde?…”
  • “Ben bu dünyaya ayak uyduramadım Zeynep… İçim de beslediğim saflık beni her zaman insanların dışına attı. Ve hayatımda kimse kalmadı. Ben de fazla üstelemedim dünyaya karşı… Her şeyden ve herkesten uzaklaşıp buraya sığındım. Huzura sığındım…

Merakla sözünün devamını o geceye bağlamasını bekliyordum.

  • Hayatımda ki herkesi silmiştim. Bir tek değer verdiğim babam vardı. Şu dünya da beni anladığını düşündüğüm bir tek babam vardı Zehra… Onun dışında ki herkesin bir gün gelip beni terk edeceğini düşünüyordum.

İçimden her zaman onun yanında olacağımı söylemek istedim. Ama sözlerini bölmedim.

  • “O gece… 13 Şubat gecesi… Şu babamın ölüm haberini aldığım gece… Bütün bilincim kaybolmuştu. Hayatta hiç bir şey kalmamış birisiydim artık. Kendimi öylesine yalnız hissediyordum ki… Ayakta duracak halim kalmamıştı. O gece Allah’a şöyle dua ettim. “Allah’ım ya bu gece al canımı ya da… Ya da beni anlayabilecek bir kulunu gönder” İsyan dolu bir duaydı… Tam da bu zamanda şu oturduğun pencerenin önünden içeriye doğru girdiğini gördüm. Bir an yaşadığım durumu rüya zannettim. Ama gerçektin…

Hayatta ki bazı şeyler tesadüf müdür? Yoksa Allah kulunu yalnız bırakmaz mı? Her şeyden, hayattan bile vazgeçmiş bir insanın tekrar hayata tutunma hikayesiydi bu… Yerimden kalktım. İhsan Bey de yerinden kalktı. Üç köşeyi kaplayan masanın gerisinde bıraktığı dar koridorda yüz yüze geldik. Yüzüme bakamıyordu. Gözleri ilk günkü gibi nemlenmiş, ilk günkü gibi zor ayakta duruyordu. Fakat bu sefer ne benim üzerimde çamurlu giysilerim, ne de ikimiz arasında ki bu yabancılık vardı. Ellerimle yüzünü kaldırıp gözlerine baktım.

  • “Yalnız değilsin” dedim.. “Yalnız değilsin çünkü ben de senim!”

Yine düşecekmiş gibi oldu… Bu sefer tüm gücümle tuttum. Teselli edercesine kulağına fısıldadım.

  • Dünyanın kalbine artık ikimiz sığacağız sevgilim. Yaşayacağız beraber dünyanın güzelliklerini…”

SON

Bu Yazıyı Beğendin Mi?

About Cihat KUTLUCA

23.05.1992 Mersin doğumludur. İlk/Ortaokul, Lise ve Üniversite’yi Sivasta okudu. Şimdi Erzurum’da Fen ve Teknoloji Dersi Öğretmenliği yapmaktadır.
Previous Dünyanın Kalbi – 3. Bölüm
Next Durum Analizi – 3

Check Also

Dünyanın Kalbi – Bölüm 1

Ailemi savaşta kaybettim. Ülkemde ki savaştan kaçıp başka bir ülkeye sığındım. Allah’ın bana sunduğu koca …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir