Breaking News
Home / Dünyanın Kalbi / Dünyanın Kalbi – 3. Bölüm Henüz derecelendirme yok.

Dünyanın Kalbi – 3. Bölüm

Bana bağırmak istemediğini bakışlarından hissediyordum. Bu davranışımdan ötürü benden daha fazla pişmanlığı var gibiydi ve bana bağıracağı için benden fazla üzülüyor gibiydi.

  • “Şu eve geldiğinden beri hiç bir şeyine karıştım mı? Sana tek bir söz söyledim mi, en ufak rahatsızlık verdim mi? Senden bir şey istedim mi?”

Sözleri o kadar açıktı ki? Kendimi o kadar suçlu hissediyordum ki yüzümü  yere çevirmekten başka hiç bir şey yapamadım. İhsan Bey sesini yükselterek sözlerine devam etti.

  • “Sadece… Sadece senden bu odaya girmemeni istedim”

Hiç bir şey diyemedim. Bu durumdan bir an önce kurtulmak için evden gitmeyi bile göze almıştım. Bir an önce onun da istediğini hissettiğim gibi karşısından yıkılmayı istiyordum. İhsan Bey kapıyı çarpıp odasına çekilirken ben de düşen yüzümü yerden kaldırıp ağır ağır mutfağa ilerledim.

Dizlerim tutmuyordu. Bu hal her zaman olmazdı. Sadece bir şeylerin çok kötü gittiği zamanlar yürüsem bile dizlerimin arasında bir boşluk varmış gibi hissederdim ve kalbim hızla atmaya başlardı. Şimdi ise mutfakta saatlerce oturup bu halin geçmesini bekleyecektim.

Evden ayrılmaya karar vermiştim. Çünkü hayatımda gururumu hiç bir zaman alta alamadım. Fakat yine de duygusal bir konuşma ile ayrılmam gerekiyordu. En azından çekindiğim soruları başım dik bir şekilde ona sorarak, gururlu bir şekilde ayrılmalıydım.

Mutfakta oturmamın üzerine saatler geçti. Ve o hafif kapı gıcırtısı… Kalbimi ağzıma getiren kapı gıcırtısı… Ve yaklaşan adım sesleri… Karşımda ki sandalyeye oturdu. Kendimi ona çok üzülmüş göstermek istiyordum. Onun da saatlerdir bu konuyu düşündüğü belliydi. Ellerini masanın üzerin de birleştirdi. Sakin bir şekilde

  • “Tamam özür dilerim” dedi… “Sana bağırmamalıydım…”

Kafamı birleştirdiği ellerinden hiç kaldırmadım. Şu an haklı tarafın ben olduğuma inanamıyordum. Bu durum içinden çıkamadığım soruları sormama fırsat verdi.

  • “Allah aşkına ne var orada?”
  • “Çok mu merak ediyorsun?”
  • “Sanırım bunu çözemezsek burada ki son gecem olacak…”
  • “Peki” dedi… “Gel bakalım…”

Kısa koridora doğru yürüdü. Ben de onu takip etmeye başladım. Odaya girdi… Oldukça dardı ve dışarıdan göründüğü kadar büyük değildi. Duvarın üç köşesini kaplayan bir masa, ortasında da kocaman bir dönerli sandalye vardı. Odanın tek penceresinin önün de bir halı seriliydi. Buradan evin dış demir kapısı tam olarak gözüküyordu. Bu evin kapısını ilk çaldığım zaman beni buradan gördüğünü düşündüm. Eliyle camın önünü göstererek,

  • “Oraya oturabilirsin” dedi…

Üç köşeyi kaplayan masanın geriye bıraktığı dar koridordan pencerenin önüne geçtim. Odanın içi öylesine hatıra kokuyordu ve her yer öylesine temizdi. Duvarlar da bir çok insan portresi, şiirler, masa da çerçeveler, kalemler ve bir çok küçük eşya vardı. Her yer o kadar doluydu ve her şey yerli yerindeydi. Bir odayı bu hale getirmek aylar süren bir çalışma olmalıydı. Koltuğuna oturarak eliyle odayı gösterdi,

  • “İşte bu kadar” dedi… “Merakın gitti mi?” Kesin bir cevap verdim.
  • “Gitmedi.”

Koltuğun karşısında duvara sabitlenmiş kocaman bir monitörün üzerin de ki yazıyı gösterdim. “DÜNYANIN KALBİ”

  • “Ne anlama geliyor bu?”
  • “Dünyanın Kalbi bu odanın ismi Zeynep…”

(3. Bölüm Sonu)

Bu Yazıyı Beğendin Mi?

About Cihat KUTLUCA

23.05.1992 Mersin doğumludur. İlk/Ortaokul, Lise ve Üniversite’yi Sivasta okudu. Şimdi Erzurum’da Fen ve Teknoloji Dersi Öğretmenliği yapmaktadır.
Previous Dünyanın Kalbi (2. Bölüm) – Aydınlanan Sır
Next Dünyanın Kalbi – 4. Bölüm (Bir Gece…)

Check Also

Dünyanın Kalbi – Bölüm 1

Ailemi savaşta kaybettim. Ülkemde ki savaştan kaçıp başka bir ülkeye sığındım. Allah’ın bana sunduğu koca …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir