İhsan Bey’e “Sadece birazcık oturup kalkacağım” sözümün üzerinden bir hafta geçti. Söylediğim sözün altından bile kalkamadım. Artık bu ev de yaşıyorum. İstediğim zaman dışarı çıkabiliyorum, eve istediğim  her saatte girebiliyorum, benim için ayırdığı odayı istediğim zaman kullanabiliyorum. Ama o sanki beni hiç görmüyor. O soğuk şubat gecesinde içeriye girdiğim de mutfakta karşıma oturmuş ve bana sadece şunu söylemişti;

  • Burada istediğin kadar kalabilir ve burayı istediğin gibi kullanabilirsin. (Kısa koridorda ki odayı göstererek) fakat ne olursa olsun bu odaya girmeyeceksin!

İhsan Bey evin işlerini yapmam karşılığın da her gün evin demir giriş kapısın arkasında ki masaya bir miktar para bırakıyordu. Bu sayede kendi odamı istediğim gibi döşeyebiliyordum.  İlk günlerde ki çekingen halimi öylesine bir rahatlık aldı. Fakat ona karşı olan duygu ve düşüncelerim zamanla beni bu rahatlıktan alıkoymaya başladı.

Odasına giriyor ve zorunlu haller haricinde dışarıya çıkmıyordu. Onu bazen lavoboya giderken dar koridorda görüyor bazen de akşam yemeklerin de denk gelirse bana eşlik ediyordu. Fakat ne bir muhabbet ne bir ses… Sorduğum soruları bazen cevaplamıyor bazen de kestirip atıyordu. Bu ona olan ilgimi perçinledi.

Odamda ki eşyaları ona gösterme isteğim, onunla kısa koridorda bir kez de olsa karşılaşma umuduma karşı onun ilgisiz ve tıpkı ben yokmuşum gibi davranması ona karşı bağlılığımı ve merakımı artırdı. Bir insan bir oda da saatlerce ne yapabilirdi, üstelik evinde yabancı birisi varken! Onunla bu evde konuşmadan anlaşabildiğimize bile şaşırmamaya başlamıştım.

İhsan Bey sabahları ben uyanmadan işe gider akşamları döndüğünde hiç bir şey söylemeden odasına çekilirdi. Bazı zamanlar o odanın kapısının önünden geçmekten bile korkardım. Fakat bu gece farklı bir şey olacaktı. Bir sır aydınlanacaktı. İlk kez bu akşam önünden geçmeye korktuğum odanın kapısı aralıktı. Sessizce yürüdüm. İçimde ki ses odaya bile bakmadan mutfağa yürümem gerektiğini söylüyordu ama merakım beni kapının koluna kadar itekledi. Kapıyı elimin tersiyle yavaşça ittim. Hafif bir gıcırtı sesiyle beraber bir elin omuzuma dokunması bir oldu. Elektrikli bir metale dokunmuş gibi sıçrayarak irkildim.

  • “Ne yapıyorsun burada!” Nutkum tutulmuştu. Ne diyeceğimi bilemedim. Kısacık saniye de bu eve ilk girişim de ki sözleri hatırladım. Acı ve pişmanlık dolu gözlerimle İhsan Bey’in yüzüne baktım.

(2. bölüm sonu)

Bu Yazıyı Beğendin Mi?