Geleni gözüm görmez ve gideni aklım almaz oldu
Seni tanıdığım gün yanmanın ne demek olduğunu anladım
Ateşin içinden geçtim, ateşin bütün hallerine alıştım
Artık gördüklerimden daha çok görmediklerimle yaşıyorum
Sana doğru attığım her adımda ömrümden bir yıl düşüyor sanki
Seni düşündüğüm her saniye, ömrümden bir yıl

Sözlerin hiç bir anlamı kalmadı artık
Sadece dinlediklerim ve duyduklarım
Ötesinde kocaman bir boşluk ve sensizlik
Dilimin dönmediği kelimelere ihtiyaç
Ve yıllar, seni bana hatırlatan yıllar

Uzaklara gitmek zorundasın biliyorum
Dudaklarımın altında sırlı kelimeler
Hepsi sana meftun, hepsi sende güzel
Denizin dibinde yosun tutmuş pırlantalar gibi
El değmemiş ve söylenmemiş kelimeler

Ve hatıralar, beni benden alan katil hatıralar
Gözlerimin önünden gitmeyen hatıralar
Senin gibi geri dönmeyecek hatıralar

Çekirge sesleri ve saat tıkırtısı
İsmini buluyorum bir zeytin tanesinde
Akıyor zaman, ellerimden kopuşun gibi
Varlığın, bir mumun gölgesi kadar kararsız
Varlığın, bir zeytin tanesinde

Geleni görmez olan gözlerim
Örgü yeleğimden giren serin rüzgârlar
Yıllar bir gün gülümseyecek yüzüme
Gözlerimin önünden geçişin gibi
Yıllar, seninle birlikte kaybolan yıllar

Ben geçen zamanın şairiyim
Geçen zaman içinde sahuru bekleyen
Balkonumun boyası dökülmüş demirleri
Seni hatırlatır her zaman bana
Sahur, rüzgarlar, balkon ve telefon sesi

Bir tek sesin yetecek beni benden almaya
Gözlerinde bir yağmur tanesi
Gecelerimde sessizliğin, söyleyemediğim kelimeler
Haykırsam da avuçlarıma düşecek yalnızlık
Bir tek sesin yetecek beni benden almaya

Cihat Kutluca
28.5.13

Bu Yazıyı Beğendin Mi?