Yaşasın iyilik! Ve yaşasın iyi insanlar! – Cihat Kutluca

Az önce öğrenciliğimin alışveriş kısmını geçirdiğim Sivas Pazaristan AVM’de idim. Bir çocuğun çalışana el feneri fiyatlarını sorduğunu işittim ve çocuğun kararsızlık içinde olduğunu gördüm. Ona yardımcı olmak amacıyla yaklaştım ve biraz muhabbet ettik.

İsmi Fatih’ti. Tek gelmişti. Projesi için fener alması gerektiğini söylüyordu. Ona seçtiği Fener’in çok kötü olduğunu ve çabuk bozulduğunu söyledim. Ve ileri de ben askerdeyken aldığım kaliteli ve sağlam fenerlerden alabileceğini söyledim. Kararsızlık içinde kaldı ve biraz daha muhabbet ettik. Ona öğretmen olduğunu söyledim. Gözleri parladı.

Askerde iken aldığım feneri çıkarıp hediye etmek istedim. “Bak bunlar güzel” dedim. “Kabul edemem” tarzında mahcubiyet cümleleri kuruyordu ve ben de onu çok iyi anlıyordum. Zira ailem beni de bir yabancıdan bir şey almamam konusunda tembihleyerek yetiştirmişti. Bu yüzden öğretmen olduğumu yineledim ve ona ailesi sorarsa “Bir öğretmenle tanıştığını ve onun feneri kendisine hediye ettiğini” söylemesini istedim.

Ve çocuk mutluluk için de ayrıldı yanımdan. Üst kata çıktığımda tekrar karşılaştık, bana mutlulukla gülümsedi ve oyuncak reyonuna doğru yol aldı. Ben de bir çocuğu hayallerine kavuşma huzuruyla oradan ayrıldım.

Askerliğimin büyük hatırlarını taşıyan el fenerimden bir çocuğun mutluluğu için ayrılmak beni hiç üzmediği gibi fazlasıyla mutlu etti. Koca bir şehrin ortasında küçük bir insanlık işte böyle yanıp söndü! İçimden dedim ki, “Ne mutlu iyilik yapanlara! Ve sadece iyilik için yaşayanlara…”

İnstagram

Bu Yazıyı Beğendin Mi?