Dünyanın Kalbini Okudunuz Mu?
Blog / Hatıralar / En Önemli Dakikaları Hayatımın Henüz derecelendirme yok.

En Önemli Dakikaları Hayatımın

İnsanın hayatında bazı şeyler vardır ki, asla unutulmaz. Çünkü unutabilmek insanın elinde ve iradesinde değildir. Ve belkide unutulmaması gerektiği için bu böyledir. Bazen insan 70 yıllık hayatında anlatabileceği ve yaşanılası bulduğu sırf o dakikalardır. Bir insan dünyaya gelip bütün hayatını baştan yaşamak isteyebilir. Ama bazı insanlar ve olaylar vardır ki, sırf bu anları bir kaç dakikada olsa yaşayabilmek için dünyaya yeniden gelmek isterler.

Benim telefonla ile ilk merhabalaşmam lise defterimin arkasında, defter çizgileri ihlal edilerek ve umursamazca yazılmış 11 haneli bir sayı ile oldu. O zamanlar telefon numaralarına dair bildiğim tek şey 7 haneli olabileceği başının 614 ile başlayabileceğiydi. Bunun dışında ki herhangi bir numara ülke dışındanmış gibi yabancısı olduğum sayılar dizisiydi.

Bir bilgisayar masası ve masanın yan tarafında yaklaşık 10-15 cm uzaklağında bir vitrinimiz vardı. Yani vitrin ile bilgisayar masası arasında dar bir boşluk vardı. Masa iki bölme; bir bölmesinde bilgisayar, üst bölmesinde raflar ve rafların birinde kablosu yay şeklinde yapılmış bir telefon…

Defterimin son sayfasında ki bu numarayı arayacaktım, çünkü her ne olursa olsun onun sesini duymak istiyordum. “Her ne olursa olsun” diyorum çünkü o koşullarda böyle bir hareketi yapmak her şeyi göze aldığım manasına geliyordu.

Parmak uçlarımda yaklaştım telefona. Telefonun karşısında ben 10 metre uzağında ise annem uyuyordu. Beni görebilmesi için uyanıp doğrulmasına gerek yoktu, uyuduğu yerden gözlerini açsa karşısında direk beni bulacaktı. Öyle ki tam şuan uyansa diyebileceğim tek bir kelime bile yoktu. Sanıyorum ki öylece hiç bir şey diyemeden kalacaktım. O zamanlar telefon pek bir kıymetliydi. Babama zimmetli sayılırdı ve onun haricinde pek fazla görüşme olmazdı.

Telefonu elime aldım. İlk rakamları girdikten sonra korkudan kendimi bilgisayar masası ve vitrin arasındaki o aralığa attım. Şimdi işler daha kötüydü. Annem uyanıp su içmeye çıksa belki yinede beni orada göremezdi ama telefonun kasasıyla, elimdeki ahize kısmı arasında uzayan o yay şeklindeki kabloyu takip ederek beni bulabileceği aşikardı. Ayrıca su içmek için mutfağın lambasını açtığında salonda çiçek gibi açacaktım.

İçimde öylesine bir korku vardı ki, çocukluğuma dair hatırlamak istediğim tek şeyin bu huzur dolu korku olmasını dilerdim. O daracık alanda da telefon elimdeydi. İşler son derece plansız ve rezil gidiyordu. Hemen orada telefonu yerine koyup yatağıma fırlayabilirdim. Ama kararımı vermiştim bir kere. Saklandığım yerden çıkmadan sadece elimi uzattım telefonun tuşlarına doğru. Şimdi annem uyuduğu yerden dikkatli bakacak olsa, sadece telefona doğru bir elin uzandığı görülebilirdi.

Telefonun kasasında tuşların yerini ezberlemiştim. Sağ en altta * tuşu olduğunu ve hemen üzerindeki rakamın 9 olduğunu önceden biliyordum. Parmak uçlarımla bunu hissederek ezberimdeki rakamları tek tek girdim ve elimi hemen saklandığım yere çektim.

Telefondan bir dııııt sesi gelir ya, bu ses ana sesten, sanki insanın en içli durumunda sesinin titremesi gibi, insanın canından parça koparcasına ayrılıyordu. Öyle bir ses ki, sanki telefon ağlıyor, her dıııt sesinden sonra ise yutkunuyordu. Ve bu sesi yarıda kesen ince, boğuk bir hışırtı ve sessizlik…Sessizlik…

Durum 15-20 saniye boyunca böyle seyretmişti… Sessizliğin sesi dedikleri tam olarak bu olmalıydı. Durum böyleydi ama orada, daracık bir alanda tatil yapmıyordum. Fizik kurallarını ihlal edip, duvardan karşı odaya geçmeme az kalmıştı.

– Kapatıyorum dedim. Bu öyle bir sesti ki, bırak karşı tarafın duymasına ihtimal vermeyi kendim bile kendi sesimi duymamıştım. Sadece böyle bir şey söylemeyi düşünmüştüm. Bu sözü söylediğime ancak karşıdan cevap gelince ikna olabildim.

– Tamam dedi. Sanırım O’nun sesi de, kendisi için duymama ihtimal dahi vermeyeceği bir ses olmalıydı. Ama olmuştu işte, o beni duymuş ve bende onu duymuştum. Yıllar sonra onunla konuşurken ne durumda olduğumu, kendisinin cep telefonunda rahat rahat konuşabilecekken neden benden de daha zor şekilde konuştuğunu sorduğumda bana şu cevabı vermişti,

– Bende elimde telefonla camdan aşağı uçuyordum.

Bu olayın üstünden tam 6 yıl geçti. Evin planı bile değişti. Bir kavmin değerli hazineleri olur da aradan asırlar geçtikçe bu hazinenin üstüne toprak katmanları eklendikçe eklenir ya, asırlar geçse de hazine hazineliğinden bir gram kaybetmez. Ve insan bazen bütün hayatını değil, sadece bir kaç dakikayı tekrar yaşamak için hayata dönmek ister. İşte öyleydi o dakikalar, hayatının en önemli dakikalarıydı…

Sizce de zaman zaman okudukça anlamlı bulduğum bu dizelerim, o günler için fazla anlamsız değil mi?

“Ben geçen zamanın şairiyim
Geçen zaman içinde sahuru bekleyen
Balkonumun boyası dökülmüş demirleri
Seni hatırlatır her zaman bana
Sahur, rüzgarlar, balkon ve telefon sesi…”

Bu Yazıyı Beğendin Mi?

Hakkında Cihat KUTLUCA

23.05.1992 Mersin doğumludur. İlk/Ortaokul, Lise ve Üniversite’yi Sivasta okudu. Şimdi Erzurum’da Fen ve Teknoloji Dersi Öğretmenliği yapmaktadır.
Önceki Zaman Gerektiği Gibi Geçiyor
Sonraki Düşünceler

Ayrıca Kontrol Et

Benim Bıçağım Var

Üniversiteyi ilk kazandığım zaman süleymancılar diye tabir edilen yurtta üç ay kalmıştım. Geceleri uyumamaya liseden …

4 Yorumlar

  1. Okurken yasadim adeta.Siirde oldugu kadar duz yazida da gercekten cok iyisiniz.Ben oyle herkesin yazisini okumam ha.Hele ki bu kadar uzun bir yaziyi sonuna kadar okumam icin o yazinin ciddi anlamda guzel olmasi gerekir.Kizlarin her dakikays bi anlam yukleyip sayfalarca yazi yazmasi normaldir.Ama bi erkegin boyle hissedebildigini gorunce biraz sevindim biraz da sasirdim dogrusu.Demekki boyle dusunebilen erkekler de varmis.Bu guzel duygulari paylastiginiz icin tesekkurler hocam 🙂

  2. Bende genelde bu kadar uzun yazılar yazmam ama bazen durduramıyorum kendimi.

    Bu uzun yazıyı okuduğun için ben teşekkür ederim. 🙂

  3. 🙂 Sayfanizi takipteyim.Devamini beklerim.

  4. ”İşler son derece plansız ve rezil gidiyordu.” bu cümle ve telefonun dııt sesinin betimlenmesini sevdim elinize sağlık.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir