Biraz sonra yanımda ki boş koltukta oturmak için çantamı oradan almamı rica etti. Çantamı aldım. Yolun çok uzun olduğunu ve biraz uyuması gerektiğini söyledi. Bana karşı nezaketsiz davranışları karşısında ağırlığımı koymak istiyordum.

– Kaç yaşındasın? Dedim.

– Tahmin et?

-18. Liseyi bitirememiş muavin olmayı tercih etmiş gibi bir hali vardı. Okuttuğum öğrencilere o kadar çok benziyordu.

– Tam üstüne bastın dedi. Ayaklarını otobüsün koridoruna uzatarak koltuğa iyice serildi. Biraz alaycı biraz da küçümser bir tavırla “sen kaç yaşındasın?”dedi.

– 25 dedim. Bana karşı rahatlığı ve küçümseyici tavırlarının farkında olması için öğretmen olduğumu da söylemiştim. Şaşırmıştı. Bu zamana kadar ki bana karşı olan rahatlığı şimdi ki pişmanlığını ele veriyordu. Biraz toparlandı.

– Ben seni kendi yaşımda sanmıştım. Bakışlarını üzerime sabitleyip boynunu hafifçe bükerek başını aşağı yukarı salladı. “Vay be!” dedi.

– Kürt müsün dedim? Bu soruyu bu zamana kadar ilk kez birisine soruyordum. İnsanları ırki kimliklerine göre sınıflandırmayı doğru bulmuyordum. Fakat onu  daha fazla kontrol altına almak istemiştim.

– Evet dedi utanarak… Kendini ezilmiş hissettiği aşikardı. Elimi dizine koyup yüzüne baktım.

– Demek ki kardeşmişiz.

Bu Yazıyı Beğendin Mi?